25 Nis 2009

Ayet: ” Ey iman eden kullarım! Şüphesiz ki benim arzım (yeryüzü) geniştir. O halde ancak bana kulluk edin.” (Ankebût:56)

Hadis: ” Biriniz bir yolculuğa çıktında din kardeşleriyel vedalaşsın. Çünkü Allah (c.c), onların yapacakları duayı , onun hakkında bereketli (ve makbul ) kılar.” (Deylemi)

Dua: “Allah’ım (c.c)! Beni bu mübarek Kur’an-ı Kerimle dünyada aziz eylediğin gibi, ahirette de aziz eyle!” (Şerif Tlemsânî)

25 Nis 2009

Ayet: ” Öyle ise akşama girdiğinizde, sabaha kavuştuğunuzda, Allah’ın (c.c) Tesbih edin. (Rûm: 17)

Hadis: “Dil ile kalp bir olmadıkça hiç bir kul kâmil mü’min olamaz.” (Kenzül’l-İrfan)

Dua: ” Yâ Rabbî ssenin için dökğlen göz yaşlarına rahmet et! Sana kavuşamadığı için yanan ciğere rahmet et! Sana karşı acizim, yalvarırım.” (İbn Cevzî)

25 Nis 2009

Ayet: ” Şüphesiz biz onu (insanı) ömür boyu yürüyeceği yola koyduk. O da bu yolu ya şükrederek ya da nankörlük ederek kat eder.” (İnsan:3)

Hadis: ” Zenginlik, malın çokluğundan değildir; zenginlik gönül zenginliğidir.” (Tirmizi)

Dua: ” Yâ Rabbî ! Katında sabredenlere vereceğin sevaplara bizi ulaştıracak hayırlar ihsan et. Bize şükür sahiplerinin makamına ulaştıracak şükür nasip et.” (Ömer bin Zer)

22 Nis 2009

HadisAyet: ” Sizi (önce) bir topraktan, sonra bir damla sudan bir embriyodan yaratan, sonra sizi bir bebek olarak çıkartan, sonra güçlü kuvvetli bir çağ erişmeniz için, sonra da ,htiyar olmanız için yaşatıp büyüten O’ dur” (Mü’min:67)

Hadis: “Çoçuklarınıza ikram edin ve terbiyelerini güzel yapın” (Kütüb-i Sitte)

Dua: “Ey Rabbim bana Senin katında lütüf ve kereminle tertemiz bir çocuk ihsan et. Muhakkak Sen duaları İşitensin.  (Hz. Zekerriya’nın (a.s) duası ) (Al-i İmran:38)

22 Nis 2009

HadisAyet: “Görmedikleri halde Rablerinden korkanlar için bir bağışlanma ve büyük bir mükafat vardır.” (Mülk:12)

Hadis: “Kim Allah’a (c.c) ve ahiret gününe iman ediyorsa ya hep hayır konuşsun ya da sussun.” (Mu’cemü’l-Evsat)

Dua: “Ey Allah’ım (c.c) Dağıttın rahmeti bana da nasip eyle. Bahşettiğin rızkı bana da nasip eyle. Beni gidereceğin zarardan, kaldıracağın beladan ve önlediğin fitneden en fazla korunan kimselerden eyle.” (Abdullah b. Ömer(r.a))

20 Nis 2009

Kültürümüzde ‘Allah’ın emriyle ve peygamberin kavliyle’ ilkesiyle temeli atılan aile yuvalarının sağlam temeller üzerinde huzurlu bir şekilde devam edebilmesi, ancak Allah ve peygamberinin bu konudaki emir ve isteklerini yerine getirmekle mümkün olacaktır. Bu konuda Yüce Allah’ın evrensel emirleri, Hz. Peygamber’in hayatında pratiğe dönüşmüş ve bizler için canlı modeller oluşturmuştur. Bu yüzden onu anlamak ve tanımak borcundayız. İşte bu yazımızda Hz. Peygamber’in aile hayatındaki örnekliğinden kesitler sunmaya, onun akrabalarıyla ilişkilerine kısaca değineceğiz.

a- Akrabalık İlişkilerinde Hz. Peygamber

Hz. Peygamber, yakınlarına ve ailesine düşkün bir kişi idi. Onun insanlık sevdalısı bir kişi olarak öncelikle akrabalarını uyarmakla işe başlaması ve aile bireylerini asla ihmal etmemesi bunun açık kanıtıdır. Çünkü o, “Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz, seni biz rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takva iledir.” (Taha 132) emrinin muhatabıydı.

Peygamberimiz davetine önce kendi ailesinden başlamış, eşi Hz. Hatice ve kızları başta olmak üzere aile fertleri ona ilk iman edenler arasında yer almıştır. O, akrabalarına son derece düşkündü, onların diğer problemleriyle ilgilendiği gibi, onların dinî yaşantılarıyla da çok yakından ilgileniyordu. Hiçbir zaman onlarla ilişkiyi kesmedi. Sılayırahim üzerinde her zaman ısrarla durdu. Amcası Ebu Talib başta olmak üzere yakınlarının Müslüman olması için ümidini yitirmeyerek sonuna kadar uğraştı.

b- Aile Hayatında Hz. Peygamber

Hz. Peygamber, doğmadan önce babasını ve çok küçük yaşta annesini kaybetmiş olmasına rağmen, anne babasını ve yetişmesine katkısı olan diğer yakınlarını hiçbir zaman unutmamış, onları hep hayırla yâd etmiştir. Yetimliği ve öksüzlüğü bütün versiyonlarıyla bizzat yaşayan Peygamberimiz, ana babanın ne kadar önemli varlıklar olduğunu çok iyi fark etmiş ve anne baba hakkına riayet konusunda ısrarla durmuştur.

Hz. Peygamber, eşlerine, çocuklarına, torunlarına ve onların yakınlarına karşı sergilediği tutumuyla en güzel örnektir. O, bu konudaki sorumluluklarını hakkıyla yerine getirmiş ve ümmetine de bu konuda çok önemli tavsiyelerde bulunmuştur. Aile bireylerine sorumluluklarını hatırlatırken o şöyle diyordu:

“Hepiniz yöneticisiniz ve hepiniz yönettiklerinizden sorumlusunuz. Kişi, ailesinin yöneticisidir ve onlardan sorumludur. Kadın, eşinin evinin yöneticisidir ve ondan sorumludur.” (Buhârî, Cuma 11, Ahkam 1; Müslim, İmare 20; Ahmed, II, 54, 55, 111) “Elbette Yüce Allah, her yöneticiye yönettiğinden soracaktır. Onların haklarını koruyup korumadığından soracaktır. Kişiye de ailesinden soracaktır.” (Nesâî, ‘Işretü’n-Nisâ, Beyrut, 1989, s, 170) Bu anlamlı sözleriyle o, aile bireylerinin hepsine sorumluluklar yüklüyor ve mutlu bir aile yuvasının kurulmasında her bireyin rol ve sorumluluğuna dikkat çekiyordu.

Onun aile bireylerine karşı yükümlülüklerini yerine getirmesiyle ilgili birkaç kesit şöyledir:

Devamını oku…

20 Nis 2009

Doç. Dr. Adem Apak

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın başlatmış olduğu ve her yıl Nisan ayında tertip edilen Kutlu Doğum Haftası etkinliklerinin gerek ülkemizde, gerekse yurt dışındaki Müslüman vatandaş ve soydaşlarımızda yoğun bir dinî atmosferin yaşanmasına sebep olduğu bir gerçektir. Her şeyden önce bu vesile ile insanımızın dinî hassasiyeti Ramazan coşkusunu andırır derecede canlanmakta ve bir haftalık süre içinde, İslam dininin topluma yansıyan yönü müstesna örneklerle sergilenmektedir. Memnuniyetle ifade etmek gerekir ki, hafta boyunca çeşitli sivil toplum kuruluşları da resmî programlardan ilham alarak Hz. Peygamber (as)’i tanıtıcı ve İslam dininin güzelliklerini topluma yansıtıcı mahiyette çeşitli faaliyetler düzenlemektedirler. Gün geçtikçe bu tür organizasyonların sayısı artmakta, nitelikleri de seviye kazanmaktadır.

Gerek Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, gerekse sivil kuruluşların tertip etmiş oldukları Kutlu Doğum programlarının en önemli konusu şüphesiz Hz. Peygamber (as), O’nun din ve sosyal hayattaki örnekliği ile İslam dininin bütün insanlara müteveccih olan evrensel mesajlarıdır. Bu hususlar gereği gibi işlendiği takdirde, hem toplumumuzun din ve peygamber bilincinin artacağı, hem de yüce dinimiz İslam’ın mesajlarının bütün insanlığa ulaştırılacağı açıktır. Bu sebeple verilecek mesajların muhtevası kadar, bunların nasıl verileceği hususu da önem arz etmektedir. Bu makalede özellikle günümüz insanına Hz. Peygamber (as)’i nasıl takdim etmek gerekir sorusu etrafında bazı tespitler yapılmaya ve teklifler sunulmaya çalışılacaktır.

İslam dininin temel kaynakları Kur’ân ve sünnettir. Kur’ân vahyin mesajlarını, sünnet ise Hz. Peygamber (as)’in söz, fiil ve takrirlerini içerir. Sünnet bu yönüyle, Allah Rasûlü (sav)’nün İslam dinini hayata yansıtma faaliyeti bütünü olarak değerlendirilebilir. Bu sebeple İslam dininin anlaşılması, Peygamberin ve O’nun davranışlarının anlaşılmasıyla doğrudan ilgilidir.

Tarih boyunca Hz. Muhammed (sav)’in tanınması ve anlaşılması gayesiyle muhtelif coğrafya, kültür ve dönemlerde farklı tasavvurlar ve sunumlar geliştirilmiş ve zamanla bu konuda geniş bir literatür meydana getirilmiştir. Zamanımızda da Rasûlullah (sav)’ın hayatını yeniden okumak, düşünmek, anlamak ve anlatmak ihtiyacı artarak devam etmektedir. Zira zamanın değişmesiyle birlikte insanların anlayışları ve dünya görüşleri de değişmektedir. Bu değişimleri doğru olarak algılamak suretiyle, asrımız insanına son dinin tebliğcisini en gerçekçi bir şekilde tanıtmak, Müslüman aydınların öncelikli görevlerindendir.

Devamını oku…

20 Nis 2009

1hadAyet: “Eli geniş olan elinin genişliğine göre nafaka versin. Rızkı dar olan da, Allah’ın (c.c) ona verdiğinden (o ölçüde) harcasın. Allah (c.c) bir kimseyi ancak kendine verdiği ile yükümlü kılar. Allah (c.c) bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.” (Talak:7)

Hadis: ” Allah (c.c) helal kazanç yolunda kulunu yorgun görmeyi sever.” (Deylemi)

Dua: ” Ya Rab! Her an Seninle berabermişiz gibi bizlere lezzet ver.” (Gönenli Mehmet Efendi)

20 Nis 2009

1hadAyet: ” Biz seni yalnızca alemler için bir rahman olarak gönderdik.” (Enbiya:107)

Hadis: ” Size vermekte olduğu nimetlerden ötürü Allah’ı (c.c) sevin, beni de Allah (c.c) beni sevdiği için seviniz.” (Tirmizi)

Dua: ” Allah’ım (c.c)! Tûbâ-i rahmetinin en latif, en şerif, en mükemmel ve en güzel meyvesi olan, alemlere rahmet olarak ve cennet demek olan ahiret yurdunu gösteren şu tûbâ ağacının en süslü, en güzel, en parlak ve en âli semarelerine kavuşması vesilemiz olarak gönderdiğin zata salat ve selam et.” (Risale-i Nur’ dan)

19 Nis 2009

1hadAyet: “Ey iman edenler!  Allah’a (c.c) içtenlikle tövbe edin.Belki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter…” (Tahrim:8)

Hadis: “Temizlik imanın yarısıdır.” (Müslim)

Dua: “Allah’ım (c.c)! Gazabından rızana, azabından afiyetine, celalinden cemaline sığınırım. Zatını sena ettiğin ölçüde Seni senâ etmekten aciz olduğumu itiraf ederim. (Dua Mecmuası’ından)