<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Hadis</title>
	<atom:link href="http://gulunadi.com/kategoriler/hadis/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://gulunadi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Apr 2010 06:50:27 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Gerçek mü&#039;min</title>
		<link>http://gulunadi.com/hadis/gercek-mumin.html</link>
		<comments>http://gulunadi.com/hadis/gercek-mumin.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 May 2009 22:05:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek mümin]]></category>
		<category><![CDATA[Mümin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulunadi.com/hadis/gercek-mumin.html</guid>
		<description><![CDATA[Fedâle ibn-i Ubeyd (radiyallahü anh) hazretlerinin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Efendiler Efendisi (aleyhi ekmelüttehâyâ) Veda Haccı esnasında şunları söylemiştir:
Size gerçek mü&#8217;minin kim olduğunu söyleyeyim mi? 
O, diğer kimselerin malları ve canları hususunda kendisinden emin bulunduğu insandır. Doğru müslüman başka insanların, onun dilinden ve elinden gelebilecek zararlardan salim olduğu kimsedir. Hakikî mücahid nefsinin engellemelerine rağmen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-213" style="margin: 10px;" title="gul" src="http://www.gulunadi.com/wp-content/uploads/2009/03/gul.jpg" alt="gul" width="190" height="190" />Fedâle ibn-i Ubeyd (radiyallahü anh) hazretlerinin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Efendiler Efendisi (aleyhi ekmelüttehâyâ) Veda Haccı esnasında şunları söylemiştir:</p>
<p><strong>Size gerçek mü&#8217;minin kim olduğunu söyleyeyim mi? </strong></p>
<p><strong>O, diğer kimselerin malları ve canları hususunda kendisinden emin bulunduğu insandır. Doğru müslüman başka insanların, onun dilinden ve elinden gelebilecek zararlardan salim olduğu kimsedir. Hakikî mücahid nefsinin engellemelerine rağmen ömrünü Allah&#8217;a itaatla geçiren yiğittir.. ve hâlis muhacir de hata ve günahlardan uzak duran iman eridir.</strong></p>
<p style="text-align: right;">(Müsned, 6/21)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gulunadi.com/hadis/gercek-mumin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saygı ve Ta&#039;zim</title>
		<link>http://gulunadi.com/hadis/saygi-ve-tazim.html</link>
		<comments>http://gulunadi.com/hadis/saygi-ve-tazim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 12:16:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Adil Yönetici]]></category>
		<category><![CDATA[Alim]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis-i Şerif]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Saygı ve Ta'zim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulunadi.com/?p=222</guid>
		<description><![CDATA[Ebû Mûsâ (radıyallahu anh) hazretlerinden rivayet edildiğine göre; Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:
 Saçı-sakalı ağarmış müslümana, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i usûlüne uygun olarak okuyan, içindekiyle amel hususunda ölçüyü aşmayan ve ondan uzaklaşmayan âlime ve herkesin hakkını gözetmeye çalışan âdil idareciye hürmet etmek, Allah Teâlâ&#8217;ya duyulan saygı ve ta&#8217;zimden ileri gelir.
 
[Ebû Dâvud, Edeb: 23, (4843)]
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-214" style="margin: 4px 8px;" title="gul_kucuk" src="http://www.gulunadi.com/wp-content/uploads/2009/03/gul_kucuk.png" alt="gul_kucuk" width="67" height="165" />Ebû Mûsâ (radıyallahu anh) hazretlerinden rivayet edildiğine göre; Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz şöyle buyurmuştur:</p>
<p><em><strong> </strong></em><strong>Saçı-sakalı ağarmış müslümana, Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;i usûlüne uygun olarak okuyan, içindekiyle amel hususunda ölçüyü aşmayan ve ondan uzaklaşmayan âlime ve herkesin hakkını gözetmeye çalışan âdil idareciye hürmet etmek, Allah Teâlâ&#8217;ya duyulan saygı ve ta&#8217;zimden ileri gelir.</strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p align="right"><em>[Ebû Dâvud, Edeb: 23, (4843)]</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gulunadi.com/hadis/saygi-ve-tazim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pişmanlık</title>
		<link>http://gulunadi.com/hadis/pismanlik.html</link>
		<comments>http://gulunadi.com/hadis/pismanlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 12:05:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis Pişmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis-i Şerif]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulunadi.com/?p=218</guid>
		<description><![CDATA[Enes bin Malik hazretleri Rasulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem)&#8217;in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
 İçine düştüğü bir hatanın pişmanlığıyla kıvranan bir insan diliyle istiğfar etmese de affolunur.
 
Müsnedü&#8217;ş-Şihâb, 1/264; el-Firdevs, 37 558
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-214" style="margin: 4px 8px;" title="gul_kucuk" src="http://www.gulunadi.com/wp-content/uploads/2009/03/gul_kucuk.png" alt="gul_kucuk" width="67" height="165" />Enes bin Malik hazretleri Rasulüllah (sallallahu aleyhi ve sellem)&#8217;in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:</p>
<p> <strong>İçine düştüğü bir hatanın pişmanlığıyla kıvranan bir insan diliyle istiğfar etmese de affolunur.</strong></p>
<p> </p>
<p align="right">Müsnedü&#8217;ş-Şihâb, 1/264; el-Firdevs, 37 558</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gulunadi.com/hadis/pismanlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzzet, Kişilik ve Şeref</title>
		<link>http://gulunadi.com/hadis/izzet-kisilik-ve-seref.html</link>
		<comments>http://gulunadi.com/hadis/izzet-kisilik-ve-seref.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 03 Mar 2009 11:44:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[İzzet]]></category>
		<category><![CDATA[Kişilik]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Şeref]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulunadi.com/?p=207</guid>
		<description><![CDATA[Hazreti Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)&#8217;ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, her ifadesi lâl ü güher Efendiler Efendisi şöyle buyurur:
İnsanın izzeti inancını hayatına yansıtmasında, kişiliği aklını hep hayra kanalize etmesinde, şeref ve asaleti de ahlakını güzelleştirmesindedir.
 
(Beyhakî, Sünen, 7/136, 10/195; Dârekutnî, 3/303)
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><img class="alignleft size-full wp-image-214" style="margin: 4px 8px;" title="gul_kucuk" src="http://www.gulunadi.com/wp-content/uploads/2009/03/gul_kucuk.png" alt="gul_kucuk" width="67" height="165" />Hazreti Ebû Hüreyre (radıyallahü anh)&#8217;ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte, her ifadesi lâl ü güher Efendiler Efendisi şöyle buyurur:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İnsanın izzeti inancını hayatına yansıtmasında, kişiliği aklını hep hayra kanalize etmesinde, şeref ve asaleti de ahlakını güzelleştirmesindedir.</strong></p>
<p> </p>
<p style="text-align: right;">(Beyhakî, Sünen, 7/136, 10/195; Dârekutnî, 3/303)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gulunadi.com/hadis/izzet-kisilik-ve-seref.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>40 Hadis-i Şerif</title>
		<link>http://gulunadi.com/hadis/40-hadis-i-serif.html</link>
		<comments>http://gulunadi.com/hadis/40-hadis-i-serif.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Feb 2009 21:15:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[40 Hadis-i Şerif]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber Efendimiz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulunadi.com/?p=171</guid>
		<description><![CDATA[



1



اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ  قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ




(Allah Rasûlü) &#8220;Din nasihattır/samimiyettir&#8221; buyurdu. &#8220;Kime Yâ Rasûlallah?&#8221; diye sorduk. O da; &#8220;Allah&#8217;a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara&#8221; diye cevap verdi.
Müslim, İmân, 95.


 2



اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ




İslâm, güzel ahlâktır. 
Kenzü&#8217;l-Ummâl, 3/17,   HadisNo: 5225.



 3



مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-175 aligncenter" style="margin-top: 4px; margin-bottom: 4px;" title="hat_3" src="http://www.gulunadi.com/wp-content/uploads/2009/02/hat_3.jpg" alt="hat_3" width="300" height="298" /></p>
<table style="height: 3244px;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="728">
<tbody>
<tr>
<td width="100%"><strong>1</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ  قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>(Allah Rasûlü) &#8220;Din nasihattır/samimiyettir&#8221; buyurdu. &#8220;Kime Yâ Rasûlallah?&#8221; diye sorduk. O da; &#8220;Allah&#8217;a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara&#8221; diye cevap verdi.</strong></p>
<p><em>Müslim, </em><em>İ</em><em>mân, 95.</em></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 2</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center">اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>İslâm, güzel ahlâktır.</strong><em> </em></p>
<p align="right"><em>Kenzü&#8217;l-Ummâl, 3/17,   HadisNo: 5225.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 3</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>İnsanlara merhamet etmeyene Allah   merhamet etmez.</strong></p>
<p align="right"><em>Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî,   Birr, 16.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 4</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا   وَلاَ تُنَفِّرُوا</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz,   müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.</strong></p>
<p align="right"><em>Buhârî, </em><em>İ</em><em>lm, 12; Müslim, Cihâd, 6.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 5</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">إنَّ مِمَّا أدْرَكَ   النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:</p>
<p dir="rtl" align="center">إذَا لَمْ تَسْتَحِ   فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>İnsanların Peygamberlerden   öğrenegeldikleri sözlerden biri de: &#8220;Utanmadıktan sonra dilediğini yap!&#8221;   sözüdür.</strong></p>
<p align="right"><em>Buhârî, Enbiyâ, 54;   EbuDâvûd, Edeb, 6.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 6</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.</strong></p>
<p align="right"><em>Tirmizî, İlm, 14.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 7</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">لاَ يُلْدَغُ  اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ   مَرَّتَيْنِ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Mümin, bir  delikt</strong><strong>en iki defa sokulmaz.</strong>(Mümin,   iki defa aynı yanılgıya düşmez)</p>
<p align="right"><em>Buhârî, Edeb, 83; Müslim,   Zühd, 63.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>8</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">اِتَّقِ اللَّهَ   حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا</p>
<p dir="rtl" align="center">وَخَالِقِ النَّاسَ   بِخُلُقٍ حَسَنٍ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Nerede olursan ol Allah&#8217;a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.</strong></p>
<p align="right"><em>Tirmizî, Birr, 55.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>9</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ   أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Allah, sizden birinizin yaptığı   işi, ameli ve görevi  sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.</strong></p>
<p align="right"><em>Taberânî,   el-Mu&#8217;cemü&#8217;l-Evsat, 1/275; Beyhakî, ﬁu&#8217;abü&#8217;l-Îmân, 4/334.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>10</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü &#8220;Lâ ilâhe illallah (Allah&#8217;tan başka ilah yoktur)&#8221; sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.</strong></p>
<p align="right"><em>Buhârî, Îmân, 3;   Müslim, Îmân, 57, 58.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 11</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.</strong></p>
<p align="right"><em> Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât,   248.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>12</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">عَيْنَانِ لاَ   تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ</p>
<p dir="rtl" align="center">بَاتَتْ تَحْرُسُ   فِي سَبِيلِ اللَّهِ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.</strong></p>
<p align="right"><em>Tirmizî, Fedâilü&#8217;l-Cihâd,   12.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 13</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center">لاَ ضَرَرَ وَلاَ   ضِرَارَ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Z</strong><strong>arar vermek ve zarara zararla   karşılık vermek yoktur.</strong></p>
<p align="right"><em>İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta&#8217;,   Akdıye, 31.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 14</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ   لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Hiçbiriniz kendisi için istediğini   (mü&#8217;min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.</strong></p>
<p align="right"><em>Buhârî, Îmân, 7;   Müslim, Îmân, 71.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>15</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır.  Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n  kusurunu) örter.</strong></p>
<p align="right"><em>Buhârî,   Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 16</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى   تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>İman etmedikçe cennete   giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş   olamazsınız.</strong></p>
<p align="right"><em>Müslim, Îmân, 93;   Tirmizî, Sıfâtu&#8217;l-Kıyâme, 56.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>17</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">اَلْمُسْلِمُ مَنْ   سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Müslüman,   insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir. </strong></p>
<p align="right"><em>Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>18</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">لاَ تَبَاغَضُوا   وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا</p>
<p dir="rtl" align="center">وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ   أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah&#8217;ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.</strong></p>
<p align="right"><em>Buhârî, Edeb, 57,   58.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>19</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.<em> </em></strong></p>
<p align="right"><em>Buhârî, Edeb, 69; Müslim,   Birr, 103, 104.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>20</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ   تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>(Mümin) kardeşinle münakaşa etme,   onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz   verme.</strong></p>
<p align="right"><em>Tirmizî, Birr, 58.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>21</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center">(<strong>Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.</strong></p>
<p align="right"><em>Tirmizî, Birr, 36.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>22</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">إِنَّ اللَّهَ لاَ   يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ   وَأعْمَالِكُمْ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Allah sizin ne dış görünüş</strong><strong>ünüze ne de mallarınıza bakar. Ama   o</strong><strong> sizin kalplerinize   ve işlerinize bakar.</strong></p>
<p align="right"><em>Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce,   Zühd, 9;</em></p>
<p align="right"><em>Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>23</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ   وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Allah&#8217;ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. </strong></p>
<p align="center"><strong>Allah&#8217;ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.</strong></p>
<p align="right"><em>Tirmizî, Birr, 3.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>24</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ   يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:</p>
<p dir="rtl" align="center">دَعْوَةُ   الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Üç dua vardır   ki, bunlar şüphesiz kabul edilir: </strong></p>
<p align="center"><strong>Mazlumun duası,   yolcunun duası ve babanın evladına duası.</strong></p>
<p align="right"><em>İbn Mâce, Dua, 11.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>25</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ   أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Hiçbir baba, çocuğuna, güzel   terbiyeden daha üstün bir </strong></p>
<p align="center"><strong>hediye vereme</strong><strong>z.</strong></p>
<p align="right"><em>Tirmizî, Birr,   33.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 26</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ   لِنِسَائِهِمْ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en   iyi davrananlarınızdır.</strong></p>
<p align="right"><em>Tirmizî, Radâ&#8217;, 11; ‹bn   Mâce, Nikâh, 50.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>27</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا   وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Küçüklerimize merhamet etmeyen,   büyüklerimize saygı </strong></p>
<p align="center"><strong>göstermeyen bizden değildir.</strong></p>
<p align="right"><em>Tirmizî, Birr,   15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 28</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">كَافِلُ الْيَتِيمِ   لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ   بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center"><strong>Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: &#8220;Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız&#8221; buyurmuştur.</strong></p>
<p dir="rtl"><em>Buhârî,   Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 29</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ  الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center"><strong>(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah&#8217;a şirk koşmak, sihir, Allah&#8217;ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.</strong></p>
<p dir="rtl"><em>Buhârî,   Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 30</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center"><strong>Allah&#8217;a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah&#8217;a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah&#8217;a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.</strong></p>
<p dir="rtl"><em>Buhârî,   Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 31</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ   حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center"><strong>Cebrâil   bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki; </strong></p>
<p dir="rtl" align="center"><strong>ben   (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.</strong></p>
<p dir="rtl"><em>Buhârî,   Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 32</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">اَلسَّاعِي عَلَى   الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ</p>
<p dir="rtl" align="center">أوِ الْقَائِمِ   اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center"><strong>Dul   ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden </strong></p>
<p dir="rtl" align="center"><strong>veya   gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle </strong></p>
<p dir="rtl" align="center"><strong>geçiren   kimse gibidir.</strong></p>
<p dir="rtl"><em>Buhârî,   Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41; </em></p>
<p dir="rtl"><em>Tirmizî,   Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>33</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ   الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center"><strong>Her   insan hata eder.</strong></p>
<p dir="rtl" align="center"><strong>Hata   işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.</strong></p>
<p dir="rtl"><em>Tirmizî,   Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>34</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ  إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Mü&#8217;minin başka   hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O&#8217;nun her işi hayırdır. Eğer   bir genişliğe </strong>(nimete)<strong> kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir  darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.</strong></p>
<p align="right"><em> Müslim, Zühd, 64; Dârim&#8221;, Rikâk, 61.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 35</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center"><strong>Bizi   aldatan bizden değildir.</strong></p>
<p dir="rtl"><em>Müslim, Îmân, 164.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 36</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Söz taşıyanlar   (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) </strong></p>
<p align="center"><strong>cennete   giremezler.</strong></p>
<p align="right"><em>Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 37</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ   يَجِفَّ  عَرَقُهُ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>İşçiye ücretini,   (alnının) teri kurumadan veriniz.</strong></p>
<p align="right"><em>İbn Mâce, Ruhûn, 4</em>.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>38</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">مَا مِنْ مُسْلِمٍ   يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ</p>
<p dir="rtl" align="center">طَيْرٌ أوْ   إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.</strong></p>
<p align="right"><em>Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong> 39</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">إِنَّ فِي الْجَسَدِ   مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ</p>
<p dir="rtl" align="center">وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ   كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.</strong></p>
<p align="right"><em>Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%"><strong>40</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p dir="rtl" align="center">اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">
<p align="center"><strong>Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.</strong></p>
<p align="right"><em>Tirmizî, Cum&#8217;a, 80.</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gulunadi.com/hadis/40-hadis-i-serif.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğruluk ve Yalan</title>
		<link>http://gulunadi.com/hadis/dogruluk-ve-yalan.html</link>
		<comments>http://gulunadi.com/hadis/dogruluk-ve-yalan.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 10 Feb 2009 13:15:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hadis]]></category>
		<category><![CDATA[Doğruluk]]></category>
		<category><![CDATA[Hadis Açıklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Yalan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gulunadi.com/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[Doğruluk ve Yalan ile ilgili hadis-i şerif açıklaması.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong><span style="color: #000000;"><span class="style5"><img class="alignleft" style="margin: 4px 8px;" src="http://www.gulunadi.com/wp-content/themes/blocks2/resimler/hat_1.jpg" alt="" width="120" height="115" />Soru: Rasûl-ü Ekrem Efendimiz’in, (sallallahu aleyhi ve sellem) “Şüpheliyi bırak, şüphe vermeyene bak; içinde kuşku uyaran şeyleri terket ve kuşkusuz bir iklimde yaşa. Zira gönül, doğruluktan huzur bulur, yalandan kuşku duyar; doğruluk insanın içinde itminan ve oturaklaşma hâsıl eder; yalan ise, burkuntudur, bulantıdır.” mealindeki hadis-i şerifinde sıdkı itminan vesilesi ve yalanı da kuşkunun ta kendisi olarak tarif etmesini nasıl anlamalıyız?</span></span></strong></p>
<p style="text-align: justify;">-Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) inananları şüpheli alandan uzak durmaya ve kuşkusuz bir iklimde yaşamaya çağırmaktadır. Müslümanlık işlene işlene tabiatın derinlikleri haline gelirse, insan, Allah’ın münker gördüğü şeylerden tiksinti duyar ve marufa karşı da derin bir arzuyla dolar; işte o zaman iradesini zorlamadan ve az bir gayretle şüpheli alandan uzak kalıp itminan içinde yaşayabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;">-Sıdk dendiğinde daha çok doğru söz ve hakikate muvafık beyan akla gelmektedir. Fakat aslında sıdk; doğru sözün yanında doğru davranışı da ihtiva eden, her türlü uydurma beyan ve tavırdan arınmış olmayı da çağrıştıran ve insanın iç-dış, gizli-açık her halini aynı çizgide götürmesi, hilâf-ı vâki her şeye kapanıp, hayatını doğruluğa göre planlaması manalarına gelen daha şümullü bir tabirdir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Doğru sözlü bir çocuğun, “Bana dua ediyor musun?” sorusuna verdiği cevap&#8230;</p>
<p><span id="more-68"></span></p>
<p style="text-align: justify;">-Daha bir köye bile tesir edemeden kendi mefkûresi adına kasabalar, şehirler fethedilmiş gibi anlatmak türünden bütün mübâlağalar birer zımnî yalandır. Bunlar muhatabın gönlünde müsbet tesir hasıl etmeyeceği gibi gayretullaha da dokunabilir ve yapılan işin bereketini bütün bütün alır götürür. Dahası, o türlü mübâlağalar, yapılan iş hakkında takdir hislerini coşturmak bir yana, tereddüt ve şüpheler hasıl eder ve hassas gönüllerde kötü izler bırakır. (09.08)</p>
<p style="text-align: justify;">-Lügatlerde yalan, gerçeğe aykırı asılsız söz, vâkıaya mutabık olmayan beyan, zatında olmamış bir şeyi var gibi sunma ya da söyleyen insanın bilgisini, düşüncesini, kanaatini -kasdî olarak- tam yansıtmayan bir ifade.. gibi değişik şekillerde tarif edilmektedir. Belâgat ilminde, yalanla alâkalı bir tarif daha vardır ki, o çok dikkat çekici ve ürperticidir. Bu zaviyeden, yalan, Allah tarafından bilinen bir şeyin aksini söylemenin, Allah’ın bildiğine muhalif iddiada bulunmanın ve bir meselenin Cenâb-ı Hak nezdindeki keyfiyetine aykırı söz uydurmanın adıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">-“Yalan söylemezsem hanımı nasıl idare edeceğim ki?!.” diyen zavallı&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">-Bir sözü veya hadiseyi naklederken de doğruluktan asla ayrılmamak lazımdır. Sıdk konusundaki hassasiyetiyle hüsn-ü misal olan Abdullah b. Mes’ud hazretleri hadis rivayet ederken tir tir titrermiş. Peygamber Efendimiz’in mübarek beyanlarını naklederken o kadar titiz davranırmış ki, heyecandan adeta bütün vücudu ürperir ve alnından boncuk boncuk terler akarmış. Birkaç defa ileri gider, geri gelir, ellerini ovuşturur; “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah..” der, o sözü eksiksiz ve ziyadesiz aktarabilmek için âdetâ göbeğini çatlatır ve sonunda da yine “Allahu a’lem” kaydını düşermiş.</p>
<p style="text-align: justify;">-“Bir maslahata binâen yalan söylemenin câiz olacağı yerler de var mıdır?” şeklinde bir soru akla gelebilir. Böyle bir sual Hazreti Üstad’a tevcih edilince, o “Evet, kat’î ve zarurî bir maslahat için mesağ-ı şer’î vardır. Amma zaman onu neshetmiş.” diyerek meseleyi kesip atmıştır. Aslında, bazı alimler haddi aşmamak ve zaruret sınırında durmak şartıyla, dargınları barıştırmak, hanımla beyinin arasını bulmak ve savaşta düşmanı şaşırtmak maksadıyla söylenen hilâf-ı vâki beyanların mübah olduğunu ve yalan sayılmayacağını söylemişlerdir. Fakat, Bediüzzaman hazretleri, bir kısım ulemanın maslahat ve zaruret için verdikleri o fetvanın muvakkat olduğunu ve geçerliliğini yitirdiğini ifade etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">-Muhterem Hocamız, İşârâtü’l-İ’câz’ın sıdk ve kizb ile alâkalı bölümünü okuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">-Hâsılı; bizim için yol ikidir, ya doğru söylemek ya da sükût etmek. Ne kadar doğru varsa hepsini bir anda söyleme gibi bir mükellefiyetimiz yok; fakat, illa konuşacaksak, doğru sözlü olmadan başka yolumuz da yok.</p>
<blockquote><p>Yazının orjinaline <a href="http://www.herkul.org/bamteli/index.php" target="_self">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gulunadi.com/hadis/dogruluk-ve-yalan.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
